Pro Evolution Soccer 2009

"Bir Kafa, ve Gol!"
PES'in seslerinden pek haz etmemişimdir şimdiye kadar. Bu sevimsiz durum 2009'da da değişmedi malesef. Tamam ses kayıt kaliteleri başarılı ama bir futbol maçındaki atmosferi yansıtamıyor. Taraftar sesleri de yine bekleneni veremiyor. Sanki yoldan geçen bir grup elemanı toplamışlar ve demişler ki "hadi maçtaymışcasına bağırın da kaydedelim, oyuna koyacağız" şeklinde bir kayıt hissi var. Türk takımları ile oynadığınız maçlarda ise taraftarlar sadece "Türkiye,Türkiye" diye bağırıyorlar. Taraftar sesleri konusunda eklemek istediğim bir şey daha var. Artık edit menüsünden istediğimiz tezahüratları ekleyebiliyoruz. Tabi kaç kişi bununla uğraşır diye düşünmeden de geçemediğim bu yeni özellik en azından oyuna biraz daha çeşitlilik katacaktır. Karşılaşmaları bizlere (İngilizce versiyonda)John Champion ve Mark Lawrenson güzide anlatım ve yorumları ile aktarıyorlar. Maç anlatımı konusunda da PES taraftar seslerinde oluğu gibi başarısızlığını sürdürüyor. Aralarda takılmalar, bazı anonslarda gecikmeler, soğuk ve ruhsuz bir anlatımla birleşince anlatımları kapatarak oynanacak maçlar bekliyor bizleri.

Hava Güzel, Zemin Futbola Müsait Görünüyor
Grafik konusunda Konami bu sene biraz kendini frenlemiş gibi görünüyor. Zira PES 2008'de ilk defa NextGen efekt teknolojileri kullanılmıştı ve bu durum birçok oyuncunun beğenisini kazanmıştı. Ama bu konuda yapımcıların atladığı bir nokta vardı ki, bu herkesi rahatsız etmişti. Evet grafikler gerçekten çok şık görünüyordu ve yeni nesle ayak uyduruyordu (yüzde yüz başarılı olmasa da), peki birçok oyuncu bu grafikleri akıcı bir şekilde göremeyecekse ne anlamı vardı bütün bunların? Sistemleri yetmeyen oyuncular çareyi grafik kalitesini düşürmekte aradılar ama o da ne? Kaliteyi en düşüğe getiren oyuncular gözlerine inanamadı, ortada ne bir seyirci vardı ne de doğru dürüst kaplamalar. Orta seviyede oyun oynanabilir düzeydeydi belki ama sonuç en düşük seviyede faciaydı. Zaten atmosferi çok zayıf olan bir oyun artık oynanmaz hale geliyordu. Bu sene yapımcılar geri adım atma kararı aldılar ve hem özel efektleri azalttılar hem de mevcut grafikler üzerinde optimizasyona gittiler. Sonucun göreceli olduğunu söylemek istiyorum en başta. Eğer PES 2008'i en yüksek grafik seviyesinde akıcı bir şekilde oynamışsanız 2009'un grafiklerinden pek memnun kalmayacaksınız. Çünkü ortam artık çok daha yavan görünüyor. Bu durumun ardında azaltılan görsel efektler yatıyor, azaltılan post-processing efektleri, taraftarların ikinci boyuta geçirilmiş olması gibi bir çok sebep sayabiliriz. Bunun yanında PES 2008'i orta seviye ya da en düşük seviye grafiklerde oynadıysanız emin olun bu sene sizi daha hoş grafikler bekliyor. Grafiklerdeki bazı detayların çok güzel göründüğünü, kaldırılan görsellerin ise bir kayıp olduğunu düşünürsek PES 2009'un grafikleri için ne daha başarılı ne de daha başarısız diyemeyeceğim.

Pro Evolution Soccer 2009

Bizleri serinin en başından beri kendine bağlayan oynanabilirlik unsuru PES 2009'da da oyuncular tarafından ağır yorumlara tabi tutulacak gibi görünüyor. Geçen sene oynanış ve oynanabilirlik daha önceki PES'lere göre malesef başarısızdı ve oyun beni 2 haftadan fazla başında tutamamıştı. Yapımcılar bu sene biraz da olsa ders almışa benziyorlar bu konuda. Zaten oyun çıkmadan önce de yazının başında belirttiğim açıklamalarla bizleri heyecanlandırmışlardı. Fakat bu açıklamaları bir hata olarak görüyorum ben. Bizleri heyecanlandırmakla pek iyi etmediler çünkü herkes tam kıvamında bir PES oynanışı beklemeye başlamıştı. Spor oyunlarında şimdiye kadar gördüğüm en net şey şudur ki, oynanış çok ama çok öznel bir kavram. Bu bir FPS için ya da bir strateji için bu kadar öznel değildir fakat spor oyunları için böyle. Herkesin aradığı tat farklı olduğundan PES 2009'un oynanışı şöyle iyidir ya da şöyle kötüdür yorumunu yapmak yanlış olacaktır kanısındayım. Durum böyle olduğundan basitçe PES 2009'un oynanışında etkili olan birkaç özellikten bahsedeceğim. Top fiziğinin başarısı bu seride her zaman favorim olmuştur. Bu sene de bu gelenek bozulmamış fakat bazı istisnalar var. Artık top yerinde duramıyor. Sanki içi çok fazla havayla doldurulmuş gibi sekiyor da sekiyor. Şutlarımız da bunu etkisinde kalıyor. Az bir güçle bile çekilen şut zamanında Hami'nin vurduğu(hani şu spor arabalarının hızlarını cebinden çıkaran) şutlara dönüşebiliyor. Paslarda da topun bu hiperaktifliğini açıkça görmek mümkün. Sanırım bu, oyunun hantallıktan kurtulması için yapılmış bir hamle fakat çok başarılı olduğunu söyleyemem.